PAYLAŞ
Her Şey İnsanı Sevmekle Başlar

Her Şey İnsanı Sevmekle Başlar

SAİT FAİK’TEN HİKÂYELER

Hazırlayan Atilla Birkiye Müzik Direktörü ve piyano Serdar Yalçın Sahneye Uygulayan Mehmet Birkiye leri Seslendiren Tilbe Saran, Metin Belgin, Bülent Emin Yarar, Hakan Gerçek Sait Faik Abasıyanık (1906 -1954), modern hikâyemizin kurucularındandır. Hikâyelerinin teması çoğunlukla insan sevgisi olup, toplumdaki sıradan insanın yabancılaşmasını ele almıştır. Geleneksel anlatım biçimlerinden kopmuş, yazıya geçmemiş sözcükleri, deyimleri ve halkın konuşma tarzını da kullanmıştır. Doğanın saf hali, Beyoğlu, özellikle de Adalar ve deniz yapıtlarında sıkça yer alan “mekân”lardır. Dinletide Sait Faik’in “Projektörcü”, “Alt Kamara”, “Plajdaki Ayna”, Sivriada Geceleri”, “Hişt, Hişt” adlı hikâyeleri, Serdar Yalçın’ın bu dinleti için bestelediği müzik eşliğinde ve eski bir radyo kayıt stüdyosunun canlandırıldığı sahne düzeninde, iç içe geçmiş dramatik bir akışla okunacaktır. Dinleti 19 Ocak 2015 saat 20:00  de ücretsiz olarak gerçekleşecektir.  Yerler numarasızdır ve salon kapasitesiyle sınırlıdır.

İş Kültür Merkezi İş Kuleleri 34330  Levent /  Tel: 0212 316 10 83

Sait Faik Abasıyanık 

Modern Türk hikâyeciliğinin öncülerinden olan Sait Faik, getirdiği yeniliklerle “kökü kendisinde olan” bir yazar olarak kabul edilir. Klasik öykü tekniğini yıkarak doğayı ve insanları basit, samimi, hem iyi hem kötü taraflarıyla oldukları gibi fakat şiirsel ve usta bir dille anlattı.Bunu yaparken diğer çoğu Cumhuriyet sonrası sanatçısı gibi Batı’daki gelişmelere bağlı kalmadı, hiçbir edebî anlayışın etkisinde hareket etmedi ve belli bir tarzın takipçisi olmadı.

Toplumun problemlerine değil bireyin toplum içindeki sorunlarına yönelen yazar, öykülerinde çoğunlukla kendisinden yola çıkıp bireyler hakkında yazarak insan gerçeğini anlamaya çalıştı. Çoğunlukla şehirli alt sınıfın hayatını yazan Abasıyanık, balıkçı, işsiz, kıraathane sahibi gibi karakterleri anlattı. İnsanların yaşama biçimlerini, isteklerini, tasalarını, korkularını ve sevinçlerini irdeleyerek, toplum meselelerinden çok “insanı ele alan sanatçılar” sınıfında yer aldı.

1930’larda başladığı yazı hayatı boyunca “sorumlu avare”, “gözlemci balıkçı”, “çakırkeyf sirozlu”, “küfürbaz şair”, “müflis tacir”, “züğürt yazar”, “hamdolsun diyemeyen rantiye”, “anadan doğma çevreci” gibi sıfatlarla anılan Abasıyanık’ın tüm yazdıkları bir şair duyarlılığı içerdi.

Her Şey İnsanı Sevmekle Başlar
Her Şey İnsanı Sevmekle Başlar

Hikâye, roman, şiir yazan, çeviriler ve röportajlar yapan sanatçı bütün bu türleri kendine özgü tarzı ile kaynaştırdı.Yazarın, anlık heyecanlarını yansıtan izlenimci ve fovist ressamların üslubunu anımsatan bir tarzı olduğu söylenmiştir.

Kendi özgün dilini oluştururken André Gide ,Comte de Lautréamont, Jean Genet gibi isimlerden etkilenen Abasıyanık, kendisinden sonra gelen Ferit Edgü, Adalet Ağaoğlu, Demir Özlü gibi pek çok yazara da öncülük etti.Ölümünün ardından Burgaz Adası’ndaki evi müzeye dönüştürülen yazar adına her sene öykü ödülü de verilmektedir.