PAYLAŞ
MUCİZE MAHSUN KIRMIZIGÜL

Mucize , daha başlar başlamaz anlıyor insan ilginç bir dünya ile karşılaşacağını.

İlginç! Neye göre? Kime göre?

Belki de ötekileştirilenlerin hikayesi bu film, yalnızca Aziz’ in değil. Aziz bir örnek, en çok göze çarpan örnek, ÖTEKİLER arasında.

Film, kişinin kendisini sorgulamasına sebep oluyor kanımca. Acaba ben nasıl davranıyorum çevremdeki insanlara karşı? Acaba benim fikirlerim tam olarak nedir bu tür konularda? Acaba ben olsaydım oralarda yaşayan, neler hissederdim? Vs., vs…Tabi tüm bunları düşünürken de akıp giden film kareleri arasında ıslanıyor yanaklarınız, ara ara kuruyor yalnızca…Hep ıslak!

Filmde Aziz isimli bir karakter mevcut, yalnızca atı ile yakın bir iletişime sahip olan. Tüm engelli kişileri ve düşüncelerini temsil ediyor bence Aziz. Ruhen engelli değil ama bedenen engelli, yeri-zamanı gelince aşılacak olan bir engel…Köyün ları tarafından horlanan ama yine de onların arasında karışan biri Aziz ve günün birinde köye gelen bir öğretmenin kendisini keşfedip ona yakın davranmasıyla, o da öğretmene yakınlık duyuyor…Atından sonra en yakın olduğu tek kişi…

Hayattan zevk almaya, engellerini engel olarak görmemeye başlıyor zamanla Aziz ve çevresindekiler…Tabi bu sırada köyde başka olaylar da olmuyor değil. Büyüklerin kız isteme ritüelleri, anneler kız istemeye giderken müstakbel damatların müstakbel gelinler üzerine istekleri, müstakbel gelinlerin kaynana adayları ile ilk görüşmeleri gibi şimdilerde bizlere komik gelen ancak yüzlerce yılın geleneği olan durumlar da arka planda işliyor kişinin beynine. “Yıllar yıllar evvel demek böyle olurmuş evlilikler.” deyip şükretmiyor da değil insan. Düşünsenize evlendiğiniz kişiyi düğün gecenizde, evinizde görüyorsunuz ilk defa. “ Ne çıkarsa bahtına.” misali. Belki iyi bir durum bu belki de kötü, bilemem ancak bildiğim-izlediğim bir şey var ki  bu “ Ne çıkarsa bahtına. “ durumu, köydeki her düğünde evlenme isteğini hareketleriyle dile getiren Aziz’i tam on ikiden vuruyor ve köyün en güzel, en alımlı gelini Aziz’in bahtına düşüyor, babasının yapmış olduğu bir iyilik karşılığında!

Bu iyiliği de filmi izlediğinizde görürsünüz. Her şeyi anlatmayalım .

Aziz ile ilgili olaylar asıl bundan sonra başlıyor. Aziz okuma-yazma öğreniyor, hayattan daha fazla zevk almaya başlıyor, eşiyle de gurur duyuyor ve onunla dalga geçen köy halkına her seferinde sert çıkıyor. Ta ki bir güne kadar. Bir gün arkalarında bir mektup bırakıp köyden gidiyorlar Aziz ve eşi. Aradan 7 yıl geçtikten sonra ise, bir gün hayalini kurduğu gibi iki evladıyla birlikte dönüyor köyüne hem de sapasağlam, hem de konuşarak, hem de gözleri ışıl ışıl…

“Oğlum Aziz, sen ameliyat  mı oldun? Nasıl iyileştin? “ sorusuna verdiği yanıt ise yürekleri dağlıyor ve gösteriyor sevginin gücünü bir kez daha, “ Hayır baba, ben karıma aşık oldum. “

Demek ki en büyük ilaç SEVGİ imiş diyor izleyen kişi, her bir yarayı iyileştiren…

Dediğim gibi bu her ne kadar Aziz’ in hikayesi gibi gözükse de, dağlarda yaşayan, belki de yaşamak için mücadeler veren kişilerin de hikayesi aynı zamanda. Okul yok, aş yok, iş yok…Cehaletin kol gezdiği bir coğrafya, kadının ikinci planda olduğu bir anlayış, dağlarda eli silahlı insanlar…

Bu noktada empati kurduruyor film kişiye…

Eminim herkes başka fikirlere dalmıştır. Bu kadar bilgi yeter film hakkında. Biraz da sizin keşfedeceğiniz bir şeyler kalsın

Bakalım siz neler düşüneceksiniz izleyince…

İyi seyirler şimdiden.    Mehtap ARSLAN AYDIN

MUCİZE MAHSUN KIRMIZIGÜL
MUCİZE MAHSUN KIRMIZIGÜL

MUCİZE MAHSUN KIRMIZIGÜL filmi 1 Ocakdan itibaren larda