PAYLAŞ

afiş yalinayak mÜzİkhol

Çıplak Ayaklı misafirler : Yalınayak Müzikhol

Geçtiğimiz hafta Cuma akşamı gezginnerede ile Kumbaracı50’de sahnelenen “Yalınayak Müzikhol”e gitmek üzere sözleşiyoruz. Kentsel dönüşüm denen kasırganın kurbanı olan bir müzikholün hikayesine tanık olacağız bu sefer. Yolda 15 yaşımda yazdığım bir dize geliyor aklıma: Keşke kumdan kalelerimiz olsa/Keşke canlansalar ve bize gülümseseler…Artık kumdan kalelerin ve kağıttan gemilerin yerini beton diktatörlüğünün aldığı, canım Bülent Ortaçgil’in deyimiyle taşı toprağı moloz olan şehr-i ’da dönüşen semtler kadar değişen hayatlar da kolay kabullenilmiyor. İşte bu noktada, müzikholümüzün çalışanları değişen hayatlarına inat Kumbaracı50’ye sığınarak Patron’ları ve Dişsiz Nene’nin hazırladığı yeni bir gösteriyle seyircinin karşısına çıkıyor

.YalınayakMüzikhol yalinayak mÜzİkhol

On kişiden oluşan, her biri birbirinden eğlenceli ve farklı “Yalınayak Müzikhol” ekibi, gösterisine öncelikle bir “sevgi duruşu” ile başlayarak seyirciden de buna katılmasını istiyor. Sonrasında müzikholün afilli sunucusu Kıvanç Duyar (Ömer Erzurumlu) başlıyor teker teker çılarını sahneye çağırmaya. Sırasıyla Hasbel Kader, Yeter Artık, Keyfe Keder, Tutku Su Sır, Can Hıraş, Bakiye Yetersiz, Hakkı Yendi, Hilkat Garibi ve en sonunda Sevgi Seli çıkıyor ve başlıyorlar bize hünerlerini lemeye. Hepsinin de ayakları çıplak. Nedenlerini bilmeseler veya kendilerince açıklasalar da bunun sebebini oyun boyunca öğrenemiyoruz. Ama hem eğleniyoruz hem de inceden hüzünleniyoruz.

YALINAYAK MÜZİKHOL yalinayak mÜzİkhol
Fotoğraf: Erhan Yürük

Müzikholdeki her karakter hepimizin bildiği ve bazen kaçındığı insanların mizahi yansıması adeta. Örneğin, Keyfe Keder (Candan Seda Balaban) karakteri günümüzün o her şeyi kendinden menkul spiritüel danışmanlarına çok güzel bir gönderme olurken, Can Hıraş (Murat Kapu) karakteri ses yarışmalarında heba olan popçulara selam ediyor. Bu anlamda, oyunun ilk yarısı daha çok içinde bulunduğumuz durumu gülerek bize anlatmayı hedeflemiş.

Müzikhol için seçilen parçalar, memleketin yansımasını oluşturuyor. Hep hüzün, hep acı, hep yenilmişlik, hep örselenme, hep kader…Ama onca acıya rağmen mazoşist bir tavırla bundan zevk alma halleri. Bu durum özellikle”Aşk Kitabı” şarkısında net olarak kendini gösteriyor. Sanatçıların performansı ve yorumları da bu anlamda oldukça başarılı.

Oyunun ilk yarısında kendimizi çok eğlenmiş ve mutlu hissetmişken, ikinci yarıda bir anda duvara çarpıyoruz. Karşımızda biraz evvel bizi eğlendirenler yok artık. Onun yerine yavaş yavaş canımızı acıtan ve içimizi sıkan bir hava esiyor ortamda. Önce Hilkat Garibi, gerçekleri yüzümüze tokat gibi çarpıyor; sonra Tutku Su Sır hayallerimizi kuş gibi uçurup kolumuzu kanadımızı kırıyor. Bunca şeyin arasında Sevgi Seli’nin Tomris İncer’e saygı niteliğindeki mektubu okuyuşu da hüznü en tepeye çıkarıyor. Hele ardına söyledikleri o şarkı! İşte o noktada gözyaşlarımın akmasına engel olamıyorum ve kendimi bırakıyorum. Yapmayın bunları biz seyirciye ya! Acıyın azıcık!

sahne yalinayak mÜzİkhol

Ama Dişsiz Nene’nin dediği gibi, hayat biraz hüzün biraz da mutluluk! En önemlisi de, ne olursak olalım birbirimizi sevmemiz ve bir arada olmamız. Zaten müzikholün karakterleri de bu düsturla gösterilerini sonlandırıyor ve bizi kendi sorularımızın cevabını aramakla baş başa bırakıyor.

Oyun genel olarak çok uzun. Özellikle ikinci yarısında bazı sahneleri gereksiz bulduğumu söyleyebilirim. Ancak oyuncuların her biri rollerinde parlıyor: Her şeyin toparlayıcısı sunucu Kıvanç Duyar rolünde Ömer Erzurumlu, Hasbel Kader ablayı canlandıran Aslı Can Kortan, atarlı Yeter Artık karakterinde Çiğdem Aygün, Keyfe Keder’e hayat veren Candan Seda Balaban, artistik dansçı Tutku Su Sır’ın yüzü Sinem Öcalır, orta zekalı popçu Can Hıraş karakterinde Murat Kapu, bahtsız şakacı Bakiye Yetersiz karakterinde Gülhan Kadim, kirli sesiyle Hakkı Yendi rolünde Onur Sarıgül, onuncu köyün müdavimi Hilkat Garibi Seda Yürük ve canım Sevgi Seli’nde Selen Şeşen…Hiçbiri de sırıtmamış ve teatral havaya girip oyunu dağıtmamış. Bu anlamda ellerine sağlık diyor ve Tomris İncer’i bir kez daha saygıyla anıyoruz. İyi ki ardında böyle yetenekli insanlar bırakmış.

Kısaca, yolunuz Kumbaracı50’ye düşerse, “Yalınayak Müzikhol”e bir uğrayın derim. Sıradan bir müzikhole gitmeyeceksiniz, emin olun. Ha bir de prodüktör tanıdığınız varsa bir ara Can Hıraş’tan bahsetmeyi unutmayın, olur mu?

Gösterim tarihleri: 21 Aralık Pazartesi 20:30  28 Aralık Pazartesi 20:30

 

Kumbaracı50 : Kumbaracı Yokuşu No:50 Kat: 2 Beyoğlu Kumbaracı50 Gişe: 0212 243 50 51
Pazar hariç her gün: 16:00 – 20:30 Site: http://kumbaraci50.com/yalinayak-muzikhol/

2 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın