PAYLAŞ

Göl Kıyısı: Arada Kalmışlığın Acısı Gezginnerede ile yolumuz bu sefer geçen senelerde oldukça çok övgü alan, benim de çok merak ettiğim “Göl Kıyısı” oyununa düşüyor. Çağdaş Amerikan sunun önde gelen kadın yazarlarından Theresa Rebeck’in yazdığı, yönetmenliğini ve uyarlamasını Mehmet Ergen’in yaptığı oyunun başrollerinde, Meltem Cumbul, Yiğit Özşener, Pelin Ermiş, Seren Şirince ve Ushan Çakır yer alıyor. Böyle bir kadronun bulunduğu yer aldığı oyun için beklentilerimi yüksek tutarak oyunu izlemeye koyuluyorum.

Göl Kıyısı: Arada Kalmışlığın Acısı göl kıyısı: arada kalmışlığın acısıOyun, Massachusetts’te bir göl kıyısında, ihmal edilmiş yarı harap ahşap bir evde geçiyor. Ev öylesine başıboş bırakılmış, öylesine kırık dökük ki başlangıçta içinde insan yaşadığına inanamıyorsunuz. Ta ki yıllar önce bu evi terk eden Richard’ın, genç sevgilisi Lucy ile birlikte bu eve gelip karısı ve larının yaşadığı bu eve döndüğünü görene kadar! Richard, bir zamanlar sahibi olduğu herşeyi geri almaya gelmiştir: Evini, teknik olarak eski karısı ve çocuklarını. Aslında kaçarak kurtulmaya çalıştığı, ama hayatını etkileyen olayın gölgesi peşini bırakmamıştır ve bu derdin dermanını da herşeyi yeniden elde etmekte görmektedir. Ancak karısı ve çocukları elbette bıraktığı yerde değildir ve köklerini burada tutan ailesinin karşısında bir vicdan muhasebesine girmesiyle sonu trajediye varacak bir yola girecektir.

Oyun, genel anlamıyla ağır ilerleyen bir oyun. Ancak ilk yarısı itibarıyla özellikle ses düzeni açısından ön sıralarda oturmamıza rağmen bize ciddi sıkıntılar yaşattı. Replikleri yarım yamalak duymamızdan ötürü oyunun akışını yakalamakta oldukça zorlandık. Bu nedenle oyunun sekteye uğradığını söyleyebilirim. Sırf bu nedenle, seyircinin çoğu oyunun ikinci yarısı başlamadan salonu terketti. Bunun yanında, Meltem Cumbul’un karakterden ayrı olarak tutuk ve yapay oyunculuğu ile Yiğit Özşener’in fazla teatral replikleri oldukça şaşırtıcıydı. Her ikisinin oyunculuğunda da bir ikilem ve bıkmışlık vardı. Sanki yeni yetme oyuncuların oynadığı bir oyuna gelmiş gibi hissetmeme yol açtı. Oyuncuların aralarındaki iletişimsizlik fark edilmeyecek gibi değildi. O nedenle oyunun sürpriz sonu arada kaynadı. Zaten oyun sonrası seyirciler de bu olmamışlık ve iletişimsizlik üzerine konuşup durdu. Sanırım, gittiğimiz akşama özgü bir sıkıntı yaşanıyordu. Ancak, ne olursa olsun profesyonel oyuncuların bunu sahneye yansıtmaması gerektiğini düşünüyorum.
Göl Kıyısı: Arada Kalmışlığın Acısı göl kıyısı: arada kalmışlığın acısıBunlara rağmen, yan karakterlerde evin kızı Erica rolünde Pelin Ermiş ve oğul Nate rolünde Ushan Çakır, başrollerin aksine oyunu kurtaracak kadar başarılılar. Özellikle de Ushan Çakır, çizdiği karakterde son sahnede yaşattığı dönüşümle bizleri şaşırtıyor. Pelin Ermiş ise, babasız büyüyen genç kızın acısını ve saldırgan hallerini çok güzel yansıtıyor. Genç sevgili Lucy rolünde Selen Şirince ise biraz şaşkın, biraz da ürkek halleriyle yaşadıklarını net bir şekilde canlandırıyor.
Kısaca, Göl Kıyısı seyrettiğimiz akşam yaşadığımız oyunculuk ve ses düzeni talihsizliklerine rağmen bir şans daha verilip seyredilecek oyunlardan biri olarak yer alıyor. Oyun Talimhane Tiyatrosu’nda seyredilebilir. İki perde olan oyunun süresi 90 dk.

Bir Cevap Yazın