Diz Kireçlenmesine Karşı önlemler , Dizde ağrı, kilitlenme, takılma, merdiven inip çıkamama… Vücudumuzun tüm yükünü taşıyan dizlerimiz artık genç yaşta da yıpranıp, yaşam kalitemizi düşüren birçok soruna yol açabiliyor. Yalnızca 3-5 mm kalınlığında, parlak, kaygan düzeyli eşsiz bir doku. Kemiklerin birbiri üzerinde sorunsuzca kaymasını sağlayarak hareket etmemizi kolaylaştırıyor. Koşma, yürüme, merdiven inme çıkma gibi günlük aktiviteleri ağrı hissetmeden yapmamızı sağlayan kıkırdak dokusu, günümüzde ne yazık ki genç yaşlarda da hızla yıpranıyor.

Farklı yaşlarda, farklı nedenlerle ortaya çıksa da eklem ve kıkırdak problemleri kişinin hareket kabiliyetini ciddi ölçüde kısıtlayan ve yaşam kalitesini düşüren bir sorun. Hasar gören kıkırdağın pürüzsüzlüğünü ve kayganlığını yitirmesi ağrı, şişlik, kilitlenme ve takılma gibi sorunlara ve kısıtlanmalara yol açıyor. Merdiven inme ve çıkma, ağır bir işte çalışma, uzun yürüyüş gibi yüklenmenin arttığı durumların yanı sıra uzun süreli oturma pozisyonunda da bu şikayetler artıyor. Fazla kilonun dizlere zarar verdiğini ve tedaviyi de zorlaştırdığını belirtirken, fazla kilolardan mutlaka kurtulmak ve ideal kiloya ulaşmak gerektiğini söylüyor. Günümüzde hareketsiz yaşam tarzının eklem kıkırdak hasarını artıran en önemli risk faktörlerinden biri. Düzenli egzersiz yapmanın ihmal edilmemesinin şart. Günlük yaşantımızda farkında olmadan dizlerimize zarar veren bir diğer yanlışımız da, yüksek topuklu ayakkabılarla uzun saatler boyunca ayakta kalmak! Yüksek topuklu ayakkabı tercihinin kıkırdaklara binen yükü artıyor. Bu nedenle ayakkabı seçiminde bilinçli olmak ve dizlerimize aşırı yük binmesine yol açan ve ayağın biyomekaniğini zorlayan yükseklikte topuklu ayakkabıları tercih etmemek gerekiyor.

Hasar sürecini durdurmak önemli!

Kıkırdak lezyonlarının tedavisinde temel amaç, hiç kuşkusuz orijinal kıkırdağın elde edilmesi. Ancak bugün için halen istenilen düzeyde kaliteli bir kıkırdak elde edilemiyor. Bununla birlikte süreci durdurmak, kıkırdak hasarının ilerlemesini engellemek ve ağrıyı kontrol altına almak tedavide önemli adımlar olarak kabul ediliyor. Yine hasarlı eklem çevresi kasların kuvvetlendirilebilmesi için de fizik tedavi uygulamalarından faydalanıyoruz. Ayrıca kıkırdağın yeniden oluşumunu uyarıcı tedaviler, biyolojik tedavi yöntemleri ve ileri evrelerde ise eklem yüzeylerinin değiştirildiği protez cerrahileri de gündeme gelebiliyor.

PRP kıkırdak iyileşmesini hızlandırır mı?

PRP (Platelet Rich Plasma) ya da diğer adıyla ‘trombositten zengin plazma’, kişinin kendi kanından hazırlanan ve tıbbın birçok alanında iyileşmeyi uyarmak ve düzenlemek için kullanılan bir yöntem. Uygulama için hastadan bir tüp (10-60 ml) arasında kan alınıyor; bu kan özel filtreler ve cihazlar ile ayrıştırılarak istenmeyen kısımlar uzaklaştırılıyor. Ayrıştırılan kısım, trombositten zengin plazma ve dokunun onarımı ve iyileşmesine katkıda bulunan onlarca büyüme faktörünü içeriyor. Yaralanmanın ve zedelenmenin olduğu tendon ve kas gibi yapıların iyileşmesini hızlandırıyor.

Kendi kök hücrenizle tedavi

Kıkırdak hasarlarının tedavisinde kök hücre yeni bir tedavi yaklaşımı. “Kök hücre tedavisini özellikle ileri yaşlarda görülen ve yaygın kıkırdak kayıplarının olduğu hastalarda protez cerrahisi öncesi zaman kazandırabilen bir uygulama olarak görüyoruz. Henüz kök hücre uygulamaları, eklem kıkırdak hasarının tedavisinde kendini kanıtlamış ve tüm dünyada yüksek başarı oranları ile uygulanan protez cerrahisi için bir alternatif olmaktan uzaktır.